28 Temmuz 2016 Perşembe

Ortel Hattı Hakkında - Belçika'da Telefon Hattı



Evet arkadaşlar diğer herkesin yaptığı şeyleri reddetme konusunda master yapmış bulunmaktayım. İstemsiz olan bu hareketim yüzünden fazladan bir çok bilgi de öğrenmiş oluyorum. Gelelim konumuza. Genelde öğrenci kesim burada Lyca mobile kullanır ama ben aceleci davranıp ortel ile yoluma devam ettim.

Ortel Mobile Sitesi

# Ortel mobile 2005 yılında Hollanda da kurulmuş bir operatör şirketidir. Daha sonra Belçika'ya geçmiştir. Şuanda Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa ve İsviçre de hizmet vermektedir. 

# Hattı 7.50 € ya alıyorsunuz . İçinde 5€ yüklü olarak geliyor. 

# Kartın boyutu eski tip. Telefonunuza taktırmak için telefoncuda boyutun küçültmeniz gerekir. 

#Sim kartı taktıktan sonra sizden pin kodu ister. Bu 0000 dır. 3 sefer hatalı girerseniz kart bloke olur ve PUK koduna ihtiyaç duyarsınız. 

# Hattın internet kurulumunu ise şu linki izleyerek yapabilirsiniz ama ben kısaca özetliyeyim ;

* Menü­> Ayarlar ­> Diğer ­> Mobil şebekeler kısmından Paket Veri veya diğer adıyla Mobil Veri‘yi etkinleştirin. Yine aynı ekranda bulunan Erişim Noktası Adları kısmından “Seçenekler” tuşuna basın ve “Yeni APN” seçin. Karşımıza çıkan seçenekler aşağıdaki gibi doldurun

APN web.be
Username webPassword web


# Hattı isterseniz internetten sipariş edebilirsiniz. Para yükleme işini de kolaylıkla internetten yapabilirsiniz.

# Hattınızda ne kadar para kaldığını BAL yazıp 1966 ya göndererek öğrenebilirsiniz. Yada direk 1966'yı arayabilirsiniz.

# Hattı diğer avrupa ülkelerinde de kullanabilirsiniz ama ekstra ücretlendirme olur. link 

# Eğer hattınızı kaybederseniz 5€ karşılığında yeni bir kart çıkarabilirsiniz. 

# Benim en çok ilgilendiğim internet paket kısmı ise şöyle;
PaketGBNetworkÜcretSMS
Data154 GB4G€15Buy Data15
Data102 GB4G€10Buy Data10
Data5200 MB4G€5Buy Data5
Data140 MB4G€1Buy Data1
Data 15, Data10 Data5 30 gün geçerli. Data1 1 gün için geçerli.

# Müşteri hizmetleri numarası : 078 050 010 . Hafta içi 08:00-20.00 , Hafta sonları 09:00-18:00 arası hizmet veriyor. 

Umarım faydalı olmuştur. :)






27 Temmuz 2016 Çarşamba

Ryanair Hakkında



             


Ryanair ucuz fiyatlarıyla Avrupa seyahatimin vazgeçilmez bir parçası oldu. Açıkçası ondan daha ucuzunu da bulamadım hiç. Ancak diğer hava yolu şirketlerinin aksine karmaşık bir sistemi var ve birazcık bile dikkatsizliği affetmiyor. Bunun yanında uymanız gereken bir çok ayrıntı var. Anlatmaya başlayalım;

1. Bilet bakmaya en az bir ay öncesinden başlayın.

Biletler özel günlere, hafta sonlarına ve tatil dönemlerine göre değişiklik gösteriyor. Genellikle hafta içi fiyatları hafta sonundan daha ucuz. Perşembe günü 5 € olan bir bilet cuma günü 20€ olabilir. Ancak birkaç ay öncesinde bu rakamlar minimum.

2. Ödeme işlemi

Seçiminizi yaptıktan sonra geldiğimiz bölüm ödeme işlemi. Eğer sisteme kayıt olursanız hem formu doldururken kolay olur hemde daha sonradan geçmiş yada gelecek rezervasyonlarınızı görebilirsiniz.
Bu kısımda dikkat edilecek kısım kart sahibinin adını istediği yeri büyük harflerle ve Türkçe karakterler kullanarak doldurmaktır. Bunu fark edene kadar çok uğraşmam gerekti. Bunun dışında hesabınızdan TL çekeceğini bu yüzden ekranda çıkan rakamın 2 yada 3 katını almanız gerektiğini unutmayın. Kartınız da yetersiz bakiye olması durumunda da hata verecektir.

3. Check in

30 gün öncesinden check in işlemlerine başlayabilirsiniz ancak burada size koltuk seçme hakkı verir ve 6-7 € gibi bir rakam ödemenizi ister. Son 7 günden son 2 saate kadar ki check inlerde ücret ödemenize gerek yoktur.

4. Biletin Çıktısı

Bu gerçekten önemlidir çünkü check in işleminden sonra bu bileti yazdırıp uçağa binmeden evvel kaşeletmeniz gerekmektedir. Aksi taktirde onlar çıkartır ama 45 € gibi bir bedel ile.

5. Bagaj Hakkı

El bagajı 10 kilo olarak belirlenmiş. ( 55cm x 40cm x 20cm) boyutlu çantanın yanında  1 adet küçük çantaya (35 x 20 x 20 )  izin veriliyor.
Diğerleri ekstra ücretli.
bagaj kuralları linki.

6. Genel olarak ücret aldıkları şeyler ve durumlar için bu tabloyu inceleyin . Tablo

7.Uçakta her şey ücretli ikram yok. Koltuklar dar.

Şimdilik bu kadar. Keyifli uçuşlar dilerim :)





Türkiye'de Yaşamak ile Belçika'da Yaşamak Arasında ki Farklar

Çok uzun bir başlık farkındayım ama durumu daha net anlatamazdım. Burada bulunduğum sürece fark ettiğim her şeyi tek tek burada size açıklayacağım. Öncelikle belirtmeliyim ki Avrupa'yı gözümde çok büyütmüşüm buraya geldiğimde sadece bunu anladım :)

Haydi başlayalım ;

Yeme - İçme Kültürü

- Bir ülke düşünün bizim evde burun kıvırdığımız patates kızartmasıyla ünlü olsun :) Daha fazla söze gerek yok sanırım.Bunun yanında etle de yapılan yemekleri var tabi ki ama Türkiye'de ki gibi zengin bir sofra kültürü beklemeyin Oysa her bölgeyi ve şehir geçtim köyünden köyüne bile binlerce çeşit yemeğimiz vardır bizim.

-Tatlı çeşitleri bir elin parmağını geçmez. Her yerde wafflecı vardır. Çikolata çeşitleri çok fazla Dondurmaları güzel değil. Mado dan bir kere dondurma yeseler mesleği bırakırlar herhalde :)

-Gece gündüz bira içen ona rağmen nasıl ayakta kaldıklarını anlamadığım millet Belçikalılar.
-Poğaçaları bile çikolatalı :) Tuzlu bir şey bulamadım daha. Pastahane içeriklerimiz daha zengin. Hamur işinde onları sollamışız. Ama söylemesem haksızlık olur doyamıyorum burada çikolata yemeye.
-Burada sandviççiler çok fazla. Her köşede bulabilirsiniz. Bizim dönerciler gibi.

Saygı, Sevgi ve Hoşgörü

-Saygı konusuna gelince Belçika'nın hakkını yiyemem. Burada saygı ve sabır üst düzeyde. Bizim ülkemiz çok gerilerde bu alanda maalesef. Örnek vereyim. O kadar kurukta beklemişliğim oldu bir kişi bile mi hadi be kardeşim demez. Yok arkadaş hepsi bir doz sakinleştirici almış öyle geziyor sanki. Yada karşıdan karşıya geçmek istemesen bile o kaldırımın kenarında yola dönük dur yine arabalar anında fren yapıp sana yol verir. Bazen gıcık olmuyor değilim :D

-Sevgi konusu kritik. Bir kere kuzey insanı soğuk nevale.


Genel Özellikler

- Türkiye'de yaşam kesinlikle daha ucuz. Burada her ürün euro cinsinden satıldığı için fiyatların daha uygun olmasını beklerdim ama bize taş çıkartıyor.
-Memur, öğretmen vb kesimin maaşları çok düşük. Burada ki Türkler bu yüzden genelde tamirci, dönerci vb olmayı tercih ediyor.
- Ev kiraları çok fazla. Bu arada evlerinin mimarisi harika. Yüksek tavanlı evler her zaman ilgimi çekmiştir :)
- Bisiklet kullanımı yaygın. Dediğim gibi trafikte saygı olduğu zaman herşey mümkün oluyor. Burada bisiklet kullanmayana garip bakıyorlar :) Türkiye'de maalesef bisiklet kullananlar sorun gibi görülüyor.
-Evsizler çok yaygın. Ama mülteci falan olduğunu düşünmeyin gayet en yerlisinden Belçikalı. Bu yüzden sokakları genelde pis kokuyor.
-Hafta sonu her yer ölü gibi. İnsanlar evlerinde takılmayı tercih ediyor. Birkaç gün önce milli bayramlarıydı koskoca şehir merkezinde bile bir avuç insan. Kasvetli bir ortam soğuk insanlar. Bunlar bayram kutlamayı bilmiyor.
- Özellikle Brüksel de fazlaca Faslı Türk ve Siyahi kökenli vatandaş yaşıyor.
-Ülkenin yönetim şekli federal parlamenter monarşi.


Bu bilgileri burada yaşayarak ve buranın yerlisi olan insanlarla sohbet ederek edindim. Yaşadıkça eklemeler yapacağım.















24 Temmuz 2016 Pazar

Bursa

   Doğma büyüme Bursalı biri olarak Bursa'yı bu kadar geç anlatmaya karar vermiş olmam gerçekten garip. Sanırım yurt dışında olmanın verdiği memleket özlemi bu isteğimi tetikledi. Uzun uzun paragraflardan ziyade madde madde Bursa'nın bilinen bilinmeyen birçok güzelliğinden bahsedeceğim. Her zaman ki gibi uzun uzun tarihi önemlerine girmeden size sadece yer mekan isimleri vereceğim . Araştırma kısmı size kalmış. Ama şu ayrıntıyı da unutmayın Bursa'yı bir günde gezmek imkansızdır. Birkaç gününüzü ayırmalısınız.
 Haydi başlayalım :)

Bursa'ya varış- Ulaşım

1. Bursa kısa bir süre önce sistem değişikliğine gitti. Şehir içi ulaşımda çok pahalı bir şehir üstüne değişen sistemle daha da pahalılaştı. Şöyle ki şehir içinde gezerken birçok kez kart kullanmanız gerekecektir. Bukart ismini verdiğimiz kartların tanesi 4 tl . Ancak yeni sistemle bilet gişeleri kapatıldı. Yeni gelen makinelerle sadece kart dolumu yapabilirsiniz. Bu yüzden terminalden iner inmez sarı otobüslere doğru giderken  bahçede gördüğünüz büfeye gidin ve bir günlük yada iki günlük turist kartı var mı diye sorun. Eğer yoksa sakın tek kullanımlık bilet almayın. Verin parasını bir kart çıkartın. Totalde 10 tl tutar iki seferde basma hakkı olur . Daha sonra makinelerden bittikçe doldurursunuz. tarifeler için bu linke bakın .

2. 38 numara ile şehir merkezine (kent meydanı-kızılay-heykel) yarım saat içinde ulaşabilirsiniz. Diğer bölgeler için bakınız

Bursa Turistik Mekanlar

1. ULU CAMİİ

  Efsane Ulucami ile başlamazsak olmazdı. Ulucami ile ilgili birçok ayrıntıyı bu linkte bulabilirsiniz ama benim en çok ilgimi çeken beş şey var ki söylemeden edemem.

- Hz. Hızır her gün bilinmeyen bir namaz vaktinde gelir ve camide bulunan Vav harfinin önünde namaz kılar. Ayrıntılar

- Cami de bulunan tarihi minberin üzerinde güneş ve galaksi sistemi yer almaktadır. Devamı

- Kabe kapısının örtüsü camimizde bulunuyor.

- Ulu cami birçok din adamı tarafından İslam'ın 5. en yüksek mertebesinde ki ibadethane olarak kabul edilmektedir.

-İlk namazı Somuncu Baba kıldırmıştır. İlk cemaatinde Emir Sultan Hazretleri de bulunmuştur.

Ve daha bir çok özelliği için lütfen okuyun.  Bu kadar güzelliği bir arada bulundurması sebebiyle ilk durağınız burası olmalı :)


2. KAPALI ÇARŞI

Kapalı çarşının tarihi eskilere dayanır. İçeriği de bir o kadar kuvvetlidir ve ayrıntılı gezmek zaman ister, her dükkana uğrayayım derseniz bir gününüz rahat gider. Bu çarşının en güzel yanı kuyumcular bir yanda havlucular bir yanda giyim , meyve sebze bir yandadır. Çarşı ve pazar alanlarını düşününce bu şekilde oluyor. Kapalı çarşının yanında ki uzun çarşıda da birçok eşya satın alabilirsiniz. İpek han ve Koza Han'a da bu vesileyle uğrayın derim.

3. KOZA HAN

Koza han'ı severim çarşıya her gittiğimde de mutlaka uğrarım. Ne yazık ki pahalı fiyatları ile yanlışa düştüğümde çok olmuştur. Koza Han da bir çok çeşit eşarp,şal ve türevi eşyaları bulabilirsiniz. Ancak vaktiniz varsa hemen han çıkışında ki eşarpçılara da bakmanızı tavsiye ederim çünkü handa fiyatlar daha pahalı oluyor. Onun dışında harika bir avlusu vardır. Pirinç han'a oranla daha sakindir ve buraya takılan yaş grubu daha olgundur. (Yaş olarak değil kafa olarak:) )



4. PİRİNÇ HAN

Pirinç han çarşının ortasında olduğu için mutlaka görürsünüz ve burasıda neymiş der ve içeri girersiniz. Ancak belirteyim ki Bursa merkezinde kafecilik sektörü gelişmediği için belli başlı yerler vardır oturup dinlenebileceğiniz. Pirinç han'da biraz daha küçük yaş grubu (gençler ) takılır. Bir gidin belki seversiniz. Lisede severdim ben ama artık çekici gelmiyor.

5. TOPHANE


Tophane'mize ulaşmak için gördüğünüz o tepeye tırmanmanız gerekir :) Tabi belediye yürüyen merdiven koyduğundan beri bu iş kolaylaştı. Şimdi size Bursalı tavsiyesi iyi dinleyin; Kapalı çarşıda gezdik yorulduk dinlenmek istedik hoop Tophaneye çıkar Sümbüllü Bahçe Konağına gideriz. Yokuşu çıktınız sizi ilk önce Saltanat Kapısı karşıladı. Vaktiniz varsa kaleye tırmanıp biraz Bursa'yı izledikten sonra Tophane dediğimiz alana Saat kulesine giderken Osmangazi ve Orhangazi türbelerinde duanızı okursunuz. Oradan da şehri izlersiniz. Sonra bahçeden çıkıp Sümbüllü bahçe konağını sorarsınız ve hoop harika bir konakta Osmanlı çayı içiyorsunuz :)


6. KARABAŞ-I VELİ KÜLTÜR MERKEZİ




Yıllar önce burada semazen gösterisi izleme şansını yakalamıştım. Arayıp sorun eğer hala devam ediyorsa belki sizde izleyebilirsiniz. :)

7. IRGANDI KÖPRÜSÜ



Bu köprü bildiğiniz köprülerden değil üstünde çarşısı var :)

8. EMİR SULTAN KÜLLİYESİ ve YEŞİL TÜRBE



Bursa da gelenektir önemli işlerimizden önce gelip burada dua ederiz. Manevi önemi büyük bu yere uğramadan da Bursa'dan gidilmemesi gerektiğine inanırız. Ayrıntılar 
Yeşil Türbe'de ise 5. Osmanlı padişahı olan Mehmed Çelebi'nin ve ailesinin sandukaları bulunmaktadır.


9. GÖLYAZI


Ada üzerine kurulu küçük bir köy :) Ayrıntıları araştırma görevini size bırakıyorum :)

10. ULUDAĞ


Uludağ oteller bölgesine gelip kayak yaparak tatilinizi geçirebileceğiniz gibi yazın gelip Uludağ eteklerinde kampta yapabilirsiniz. Mis gibi havası vardır. Kışı da yazı da ayrı güzeldir. Ayrıca artık teleferik yapıldı bu yüzden oraya gidiş süreniz hayli kısaldı. Yanılmıyorsam 1 saatlik bir yolculuktan sonra oradasınız. En son kişi başı 25 tl vererek çıkmıştık.

Listenin geri kalanını hızlıca yazacağım :)

11. MUDANYA-GÖLYAZI-TRİLYE

12. GEMLİK

13. TARİHİ BURSA ULUÇINAR ( İNKAYA )

14. ULUABAT GÖLÜ

15. MİSİ KÖYÜ

16. SUUÇTU ŞELALESİ

17. CUMALIKIZIK
Buna açıklama yazmalıyım :) Evleri eski yapısını koruyor. Köyde birçok doğal ürün bulabilirsiniz. Kahvaltıya gelmeniz tavsiye edilir :) Ayrıca bir dönemin popüler dizisi Kınalı Kar'da burada çekildi :)

18. CUMHURİYET CADDESİ ( Yeşil tramvayımız :) )


18. TÜRBELER ( Bu blogda çok ayrıntılı anlatılmış paylaşmak istedim . Link )

19. KÜLTÜR PARK ( içinde bulunan lunaparkta doyasıya eğlenmek garanti :)) 



NE YENİR ?

1. Bursa'ya gelince ilk iş İskender kebap ( İskender'den) yenilmeli. Sonra Pideli Köfte :)

2. Kestane Şekeri yiyin . İlk kez yiyecekseniz en iyi olsun Kafkas Pastahanesi'nden yeyin.

3. Tahinli Pide. Bunu pastahanelere sorduğunuzda size verirler :) Ama Abdal fırına gidip buradan da alabilirsiniz.

4. Hurma Tatlısı. Bunu herhangi bir tatlıcıdan bulabilirsiniz. Cumhuriyet caddesine gittiğiniz de gözünüz tatlıcılarda olsun :)

5. Cantık. Pide gibidir. Kıymalı falan ama baharatıyla tadıyla hemen ayırt edilir. Bursama özgüdür. Bunu da çarşıda istediğiniz yerde yiyebilirsiniz. Tadının fark edeceğini sanmam.

6. Simit. Abdal fırın vardır. Demirtaş metrosunun hemen çıkışında. Herkes kuyruğa girer simitini tahinlisini alır :)

7. İnegöl Köftesi.

8. Kemal Paşa Tatlısı

9.Cevizli Lokum. İşte buna da bayılırım. Lokum dediğine bakmayın poğaça tarzı birşeydir aslında. Bursalılar kınalarda cevizli lokum dağıtır çerezin yanında :) Çocukluğumdan beri kınaların en sevdiğim yanı bu olmuştur. Yemeden dönmeyin.

NE ALINIR ?

Buraya gelenler genelde havlu alıyor :)  Siz ipek eşyalar da alın . Bir de bol bol şeftali :)

Aklıma yeni şeyler geldikçe ekleyeceğim. Bursa yaz yaz bitmiyor :) Lütfen sorularınızı sormaktan çekinmeyin.

Okuduğunuz için teşekkürler.



NOT: Fotoğraflar bana ait değildir.













20 Temmuz 2016 Çarşamba

Tiflis- Gürcistan

   Avrupa Birliği Projesine katılma maksadıyla kalkıp Ermenistan yollarına koyulduk ancak Gürcistan-Ermenistan sınırında vize problemi çıkınca ( görevlinin canı vize vermek istemedi :) ) bizde gerisin geriye Gürcistan 'a döndük ve 10 günlük Gürcistan maceramız  başlamış oldu :)
Öncelikle Ermenistan'la yaşanan diplomatik krizler sebebiyle oraya direk uçuşlar yok ve burada elçilikleri olmadığı için vize alma gibi bir şansımızda olmuyor. Bu sebeple önce Gürcistan'a oradan Ermenistan'a geçmeyi planladık. Vize işlemleri sınırda yada hava alanında yapılıyor. 
Sınırdan vizeyi alamayınca önce Tiflis'e dönüp konsolosluğa ulaşmayı denedik ama kapalıydı. Bu arada arkadaşlarımızdan birinin Tiflis'te tanıdığı vardı. Olayın şokunu atlatana kadar bize çok yardımcı oldular :)
Bu abilerimizin bize çok yardımı dokunda ama hikayenin bu boyutundan çok gezginleri ilgilendiren kısmına geçmek istiyorum:)
Genel itibariyle bizden biraz geride olduklarını söylemem yanlış olmaz. Anlatılanlara göre savaşın etkisi hala devam ediyor. Ruslardan çok çekmişler. Hristiyanlar çoğunlukta ama Gürcistan'da müslümanların da sayısı azımsanmayacak derecede. Bu arada Türkiye'dekiler buraya sigara almaya gelip geri dönüyormuş diyede bir söylenti var :) Sigaralar çok ucuz. Evler bakımsız ve şehir biraz donuktu. Kuzeyde Akdeniz sıcaklığı aramak yanlış olur zaten ama genel anlamıyla Gürcistan'ı sevdim :) 
Lafı çok uzatmayalım aklımda kaldığınca şehir ile ilgili maddeleri hızlıca sıralayacağım :

Gezme 

1. Tiflis büyük bir şehir sayılmaz gezilecek yerleri kısa sürede bitirebilirsiniz. Mutlaka bir turist haritası elde edin. Burası için en fazla 3 gün yeterlidir. Batum'u da görmenizde fayda var :)

2.Cozy Hostel tek kelimeyle harika. Sahipleri çok çok iyi insanlar mutlaka oraya gidin. Fiyatları da çok uygun. Facebook linki

3.Old Town (Özgürlük Meydanı , Barış Köprüsü , Dans çeşmesi) , Holy Trinity Cathedral (favorim :) gibi yerleri mutlaka görün çünkü şehir ile özleşmiş :) Ulusal müzeyi gezin .

4. Eğlenceye de vakit var diyorsanız Mtatsminde eğlence parkına gidebilirsiniz :)  

5. Fenikülere binip Gürcistan'ı kuş bakışı izleyin .

6. Narika Kalesi'ne akşam çıkın manzara çok hoş .

7. Rustaveli Caddesini boydan boya gezin birçok sanat merkezi müze vb burada.

8. Mtskheta 'ya gidin. Burası şehrin dışında ama ulaşımı kolay eski bir yerleşim yeri. Yapımı 4. yy da tamamlanan bir Ortodox kilisesi olan Svetitskhoveli 'yi de ziyaret etmiş olursunuz :)

Yeme-İçme

1.Yeme-içme konusuna gelince Hinkal ve Haçapuri yiyin :) 
2.Dondurmaları da güzel.

Hediyelik Eşya

1.Hediyelik bir şeyler almak isterseniz ünlü Rustaveli caddesindeki tezgahlara bakın, dükkanları es geçin.

2. Örme bileklikleri ve boynuz kadehlerini çok beğendim ve aldım. Hatta mutlaka o boynuzlardan alın :)

Tavsiye

1..Adım başı exchange ofisi göreceksiniz dikkatli olun hepsinin kurları farklı. En ucuzunu arayın.

Aklıma geldikçe eklemeler yapacağım umarım faydalı olmuştur :)

  




18 Temmuz 2016 Pazartesi

Help Animals Hayvan Barınağı

     Türkiye 'deki özellikle Yalova'daki hayvan barınakları ve hayvan rehabilitasyon merkezleri hakkında az çok bilgiye sahip biri olarak Belçika'nın bu konuda bizden kat kat ilerde olduğunu söylemem gerekiyor.
     Bu yazımda birçok gönüllüyle birlikte çalışan Help Animals Barınağından bahsedeceğim. 30 yıl önce kurulmuş olan bu dernek sokaklarda yaşamaya çalışan hayvanları toplayarak onlara rahat bir yaşam sağlamayı amaç edinmiş. Bunun dışında ötanazi çalışmalarının karşısında durmuş. Ayrıca hayvanların yaşam haklarının da büyük savunucularından biri bu dernek. Hayvanların denek olarak kullanılmasına karşı çalışmalar yürütmekte.
     Her barınakta olduğu gibi burada da hayvanların sahiplendirilmesi öncelikli hedefleri. Hatta çok hoş bir katalog bile hazırlamışlar. 
Köpekler ( Ayrıca bu barınakta kedi,at eşek, koyun ve keçide var :) )
    Eğer kedi veya köpeğinizi kaybettiyseniz size bu konuda da yardımcı oluyorlar. Link
    Son olarak isterseniz internet üstünden bağışta bulunabilirsiniz. 
    Hayvanlar için güzel bir barınak ancak Türkiye'de aynısı mümkün mü ? Sanmam. Burada sokakta dolaşan sahipsiz kedi yada köpek görmeniz imkansız gibi bir şey. Barınaktakiler bile dikkat ettiyseniz cins hayvanlar. Bizim ülkemizde ki cinslerden değil. Buradakiler zamanında fazlaca kıyım yapmış bunu anlamak kolay. 
    Ne olursa olsun ben ülkemin böyle olmasını istemem. Hayvanları yok etmek canilik. Herkes kapısının önüne bir kap yemek bir kap su koyarsa bu iş çözülür arkadaşlar. Önce insan olmak gerek vesselam :)
    
Notlar :
2. Barınağın adresi :Rue Bollinckx, 203 1070 Brussels. Midi tren istasyonundan 78 numaralı otobüse binip Bollinckx durağında inip direk sağa dönün karşıya geçin ilk sokaktan girin. Zaten köpek seslerini bile takip ederek bulabilirsiniz :) Lokasyonu iyi tam cadde üstünde ve ulaşım kolay.
3. Barınağın nosu : +32.2.523.44.16 

17 Temmuz 2016 Pazar

Luxemburg

Luxemburg; Almanya,  Belçika ve Fransa 'ya sınırı olan fazlasıyla küçük bir Avrupa ülkesi. Tarihi çok eskilere dayanan bu ülkenin mimari yapısı diğer ülkelere benzese de Luxemburg kentinin yapılanması hayranlık ve huzur verici.
Kenti anlatmadan önce kısaca varışımı anlatacağım daha sonra neler yapabileceğinizden bahsedeceğim çünkü internette bu ülkeyle ilgili pek bir bilgi yok.
Öncelikle Luxemburg ' a gelmek için Belçika, Brüksel'den  25 altı gençler için satılan biletlerden aldım (gidiş dönüş 25 euro) ve 4 saatlik bir tren yolculuğunun ardından ülkeye vardım.
Luxemburg tren istasyonu merkeze 15 dk uzaklıkta bu yüzden merkeze yürümeyi tercih ettim. Zaten yönlendirici tabelaların yanında insanların akın ettiği yöne gitmeniz yeterli :)
Merkeze varmadan önce büyük bir köprüden (Viaduct) geçmeniz gerekiyor.  Bu köprünün altında düşündüğünüz gibi nehir değil vadi var :) yemyeşil bir park alanına çevirmişler burayı. Çevresinde tek tük evler ve daha sonra normal yüksekliğe ulaşan yerlerde şehir devam ediyor. Köprüyü geçtikten sonra bir anıt-heykel göreceksiniz bu heykelden karşıya geçin ve sokaklarda dolanmaya başlayın. Her köşede bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Diğer şehirlerin aksine tek bir meydandan ziyade sürekli küçük küçük meydanları da görebilirsiniz.
Ben şans eseri iki konsere denk geldim bugün :)  Biri müzisyenlerin davul ve türevleriyle yaptığı şov diğeri ise bir Rock konseriydi. Ülke çok küçük ve nüfusu çok az olduğu için pazar günü olmasına rağmen fazla bir kalabalık yoktu. Biraz konseri dinledikten sonra parka doğru yol aldım.
Merkezi geze geze tekrar köprü başına geldim bu sefer merdivenlerden aşağıya indim ve doğanın içinde buldum kendimi. :) bir süre burada kaldıktan sonra tekrar şehri dolaşmaya başladım. Açıkçası daha önceki tecrübelerime dayanarak bu sefer herkes yese de ben dondurma yemedim. Aslında burada hiç birşey yemedim. Hazırlıklı gelmiştim. Yemeğimi parkta yedim :)
Bunun haricinde trafiğe kapalı  bir caddesinin tepesi boydan boya salıncaklarla süslenmişti buda çok hoşuma gitti.
Şehir yada ülke bir günde rahatça gezilir. Ulaşıma para vermenize gerek yok. Fiyatlar diğer avrupa  ülkeleriyle benzer.  Belki yaşam daha ucuzdur onu bilmiyorum. 
Gelelim notlara :)
1. Buraya gelmişken Vallee de la petrusse, Palace of the Grand Ducas, Bock Casemates, Adolphe Bridge ve Bock Promontory 'i görün :)
2. Sabah erken geldiyseniz bisiklet kiralayın.
3. Toplu taşımaya para vermeyin.
4. Eğer iki gün ayırdıysanız kamp atabileceğiniz harika alanlar var değerlendirin. ( Mullerthal trail, Naturwanderpark delux)  Ben günübirlik gittim bu yüzden siz bu mekanları öncesinden bir sorun yine :)
5. Vaktiniz varsa diğer bir ili olan Esch-Sur -Sure iline gidin ve Castle Ruins 'i görün.

* Bu sefer fazla fotoğraf çekemedim çünkü vaktim azdı. Belirttiğim noktaları görmek için google a yazarak aratabilirsiniz.

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Barış Ormanı

 Tarih 04.05.2015 ,YUİPCLUB artık bir hatıra ormanına sahip 

İhtiyaç Akademi Yalova , YALOVA SÜTLÜSÜ , Altınova belediyesi , Bağdat restoran ve Orman İl Müdürlüğü'nün de katkılarıyla mükemmel bir proje gerçekleştirdik :)
" Bu projeyi Gizem Bayoğlu, Murat Usta ve Didem Deniz arkadaşlarım ile birlikte organize ettik :) "

Projemiz iki ana eylemden oluşuyordu :
1. Bisiklet turu
2.Fidan Dikim etkinliği ( Geyikdere köyü –Subaşı-Yalova )

    Sloganımız  “ Dostluğumuzla beraber fidanlarımızda büyüyecek “ ti bizim :) Hedefimiz Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından üniversitemize gelen öğrencilerle birlikte bir barış ve dostluk ormanı oluşturmaktı.
    Fidan dikim etkinliğimizde öncelikli amacımız Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelmiş insanları ortak bir amaç için toplamak ve kültürlerin kaynaşmasını sağlamak oldu. 
    İlk etkinliğimizde yaklaşık 30 kişi merkezden yürüyen köşke pedal çevirdik. Ardından dönüş yolunda Yalova Sütlüsüne uğrayarak tatlılarımızı yedikten sonra sahilin sonuna kadar yolumuza devam ettim. Sonrasında bisiklet turumuzu tamamlamış olduk ve dağıldık. Bu arada herkes kendi imkanlarıyla bulduğu bisikletlerle geldi :)
    Daha sonraki fidan dikim etkinliği ise en sevdiğim kısım oldu. İlk defa dikili bir ağacım oldu bu vesileyle :) Geyikdere köyüne gitmek için İl müdürlüğünün büyükçe bir otobüsü bizi almaya Heykel meydanı'na geldi. Daha sonra yolculuk başladı. Köye geldiğimizde fidanlar gelmiş hatta çukurlar bile açılmıştı. Bizi karşılayan belediye ekipleri bize pek bir iş bırakmamıştı doğrusu. Bize de fidanları çukurlara doldurup üstünü güzelce toprakla örtmek kaldı :)
    Bu projeyi ilk hayal ettiğimde daha farklı şeyler düşünmüştüm . En çok istediğim şeyse herkesin diktiği fidanının önüne kendi adının ve memleketinin yazıldığı küçük bir tabela çakmaktı:) Böylece bu fidanların bir isimleri ve memleketleri olacaktı. Tabi ki ekonomik imkansızlıklardan dolayı bunun yerine içimiz rahat etsin diye küçük kağıtlara yazıp fidanlara astık :)
    Fidanların hepsi bitince Şoför abimiz bize bir güzellik yapmak istedi ve Altınova'nın en güzel yerlerinden vadilerinden geçirerek bizi Bağdat Restoran'a ulaştırdı :) Burada çaylarımızı içip hoş sohbetimizi yaptıktan sonra Yalova yolunu tuttuk. 
   Bugünden bize büyük dostluklar kaldı :)
    

Basında Projemiz 

http://www.yalovagazetesi.com/egitim/yalova-universitesinden-baris-ormani-h19568.html
http://www.radikal.com.tr/yalova_haber/universite_ogrencilerinden_baris_ormani_projesi-1348931
facebook albümü

 






10 Temmuz 2016 Pazar

Antwerp

   Bugün de Belçika'nın beğendiğim şehirlerinden biri olan Antwerp 'ten bahsedeceğim.
    Brüksel Gare du Nord 'tan gidiş dönüş 8 euroya biletlerimizi aldık. 1 saat içinde oraya varmıştık. Tren bizi Berchem Station da bıraktı oradan merkeze yürüdük.
     Bisiklet kiralamak amacıyla Central Stationa geldik. Ancak en az 3 saat kiralanabiliyor (6euro) yada tüm gün de kiralayabilirsin (12euro) ama biz gittiğimiz de neredeyse 3e geliyordu ve akşam olduğunda yani saat 18.00 da iş yerini kapattıkları için değmeyeceğini düşündük ve kiralamadık. Daha erken gelsek kiralayabilirdik.
      Burada arkadaşımla yolları ayırdık o resim çizmek iistiyordu bense şehri adım adım gezmek. Akşam 20.45 treninde buluşmak üzere sözleştik ve ayrıldık. 
      Central Station un karşısından devam eden büyük cadde boyunca yürüdüm. Alışveriş yapmak için birçok mağaza var İstanbul, İstiklal Caddesi benzeri bir cadde. Burada yürürken çok ünlü bir dondurmacıya rastladım.  Uzun kuyrukları görünce dondurması güzeldir diye düşündüm ama bildiğiniz buzdu.  ( Avustrian Hand make ıce cream) Bu yüzden tavsiye etmiyorum :D
        Caddenin sonunda  büyüklüğüyle dikkat çeken Onze-Lieve-Wrouwe Kathedrali'ne  ulaşmış oldum gerçekten çok ama çok beğendim. Etrafında birçok kılık değiştirmiş ve turistlerle resim çekilen kişiler vardı buda oraya ayrı bir hava katmıştı.
          Oradan büyük bir gemici heykelinin olduğu bir meydana girdim burasıda tıklım tıklım doluydu.
          Hızlıca gemilerin olduğu yere doğru yürümeye devam ettim. İşte benim için  Antwerp 'i kendisi yapan yer burasıydı.  Kıyıda bir çok gemi vardı insanlar burada gemi ve mürettabatla fotoğraf çektirebiliyordu. Gemilerin bazılarında eğlenceli müzikler çalıyordu.  Buranın az ilerisinde bir çok çadır vardı. Yiyecek, içecek ve çeşitli aksesuarlar alabileceğiniz stantlar kurmuşlar :) Burası en eğlendiğim kısım oldu.
          Antwerp küçük bir şehir bir gün değil bir kaç saatte gezip bitirirsiniz.  Eğer gemileri seviyorsanız bayılırsınız. Gezinizde Belçika'ya uzun zaman ayırdıysanız uğrayabileceğiniz şehirler arasına ekleyebilirsiniz.
         Teşekkürler.

8 Temmuz 2016 Cuma

Seyahate Tek Çıkın !

 


     Eveet geldik yine çok duyduğum ve insanların büyük ikilemde kaldığı soruna ' Seyahate tek çıkılır mı ?'

    Şu yaşıma kadar tek katıldığım projelerden ve  tek gittiğim gezilerden daha çok zevk aldım. Amacım eğlenmekti ama aynı zamanda da gittiğim yeri tanımak yeni insanlarla tanışmaktı. Çoğu arkadaşım tek kalırım korkusu ile bir çok proje gitmedi ve gitmiyor da. Ama asıl kimseyi tanımayınca herkesi tanıma fırsatın oluyor :)

    Aynı şey şehirler içinde geçerli. Eğer keşfetmeye çıkıyorsan, gittiğin yeri öğrenmek ve kültürünü yaşamak istiyorsan mutlaka oraya tek gitmelisin. İlk defa gittiğin şehirlerin sokaklarını adım adım gezerken sana bir tek iç  sesin eşlik etmeli. Konuşmak çekiyorsa canın tanımadığın birine merhaba demelisin zaten sonrasında konuşacak çok şeyiniz olur.

    O zaman kendinizi de tanıma fırsatı elde edersiniz. Nelerden hoşlanıp nelerden haz etmediğimi  tek çıktığım seyahatlerimde , tek katıldığım projelerimde öğrendim. İyi ve kötü huylarımı ve aslında nasıl biri olduğumu bu sayede daha net görebildim.

    Evet belki çok güzel bir şey keşfettiğimde ailem yada sevdiklerim yanımda değildi yada bir espri yaptığımda o anda onu anlayacak kişilerde yanımda değildi ama o anda yaşadıklarımı da onlarla yaşayamazdım :) Emin olun tek çıktığınızda aslında seyahat boyunca yalnız kalmayacak sürekli büyüyen bir arkadaş grubuna sahip olacaksınız :)

    Tek çıkmak anlatılmaz yaşanır bu yüzden en az bir kez deneyin :)

    Sevgiler.
 





7 Temmuz 2016 Perşembe

Paris Gezisi

     Paris'e gitmem ani bir kararla gerçekleşti bu yüzden tamamen plansızdım. Kalacak yer gezilecek mekanlar hepsini oraya giderken yolda hallettim. Şimdi kısaca Paris'te neler yaptım anlatacağım.
     Öncelikle ben tek tek Paris'i anlatacak değilim sadece gittiğim yerlerden görmenizi istediğim şeyleri anlatacağım ve beni yaşadığım zorlukları yaşamamanız için tavsiyelerde bulunacağım.
   
     Adım adım Paris

1. GÜN

 * Brüksel'den Paris'e eurolines'ı (otobüs firması ) kullanarak geldim. Kesinlikle pişman oldum. Neden mi?
1. Otobüs diğer ulaşım yollarına göre ucuz ancak çok rahatsız ve pis.
2. Yavaş
3. Eurolines'ın saatleri değişebiliyor. Ben dönüşümü 19.30'a aldım ancak araç 22.30'da hareket etti.

* Eurolines 'ın Galieni de ki garında indim ve işte ilk soru buradan Eyfel'e nasıl giderim ? Ben 11.30 aracına yer buldum bu yüzden Paris'e geldiğimde saat 16.00 civarındaydı. Bu yüzden ilk iş Eyfel'i görmek sonra kalacak yer aramak oldu benim için :)

* Her metro istasyonun da information birimi var burada ki kızın sayesinde bilet sistemini hatta metro sistemini kolayca anladım. 

  Metro Bileti sistemi

- İlk gün sadece tek binişlik bilet aldım.(1.80 euro) Bir saat boyunca istediğiniz kadar basabiliyorsunuz ama ben bir saat geçtikten sonrada bastım oldu yani.
- İkinci gün önemli şöyle ki iki tip bilet var birincisi Paris merkezinde metro ulaşımı için günlük bilet alabiliyorsun. 1 gün 11.15 euro 2 gün 18.15 euro olarak gidiyor. Ben ilk günü 2 euroluk olanla geçirdim sonra ki gün information birimindeki kızın söylediği 7 euroluk mobilis kartından aldım gece yarısına kadar geçerli bu kartı kullandım tüm gün.


* Metroları çok karışık ama böyle olması iyi çünkü her yere metro var . Sadece Paris'e ilk geldiğinizde size verdikleri metro haritasını kaybetmeyin ve ona göre hareket edin yeter. Hattın resmini de ekleyeceğim. 

* Galieni (m3) istasyonundan Havre Caumartin istasyonuna gelip burada 9 numaralı metro istasyonuna aktarma yaparak Trocadero durağına geldim. Bu durakta indiğinizde Eyfel uzakta tam karşınızda oluyor buradan da bir fotoğraf atacağım. Ama eğer tam Eyfelin yanında inmek isterseniz bu durakta inmeyip 6 numaralı metroya binerek Bir-Hakeim durağında inebilirsiniz. 

* Eyfeli görüp üç beş fotoğraf çekildikten ve etrafın güzelliğini seyrettikten sonra geçe kalmadan hostel yada otel bulma arayışına girdim. Maalesef couchsurfing yada benzeri siteler işe yaramadı ama booking hayat kurtardı. Burada Hostel Blue Planet adlı hosteli buldum ve oraya gittim. 

   - Blue Planet : Gecesi 30 euro. Eğer iki kişiyseniz toplam 40 euro oluyor sanırım . Ne temiz sayılır nede pis. Kızlar ve erkekler ayrı odalarda kalıyor. Metroya çok yakın (1-2 dk).

*Hosteli ayarladığım yer Gare de Lyon'un orada. Bu yüzden akşam Place de La Bastılle de gezme fırsatım oldu. Mutlaka ama mutlaka Place des Vosges 'e gitmenizi öneriyorum. Muhteşem bir yer. 
Onun dışında her tarafta çin , japon lokantası var bu vesileyle ilk suşi mi yemiş oldum :D Tadı güzel :)

2. GÜN

* Sabah ilk iş Musee Du Louvre'ye gittim. 9 da oradaydım keşke daha erken gelseydim. 15 euro giriş ücretini ödedikten sonra başladım bu müzeyi gezmeye. Girişteki bilgilendirme broşürünü alın ve ona göre gezmeye başlayın. Eğer çok zamanınız yoksa içinden en çok görmek istediğiniz yerleri seçin. Ancak vaktiniz varsa tüm müzeyi gezin. Asla pişman olmazsınız. 9 da girdiğim müzeden 12 gibi çıktım ancak sadece 3-4 bölümü gezebildim. 

* Müzenin bahçesi bir harika oradan hemen karşıya geçip Jardin des tuileries 'e geçip burada biraz dinlendim. Burasıda görülmeye değer bir park. Parkın sonunda büyük bir dönme dolap var ona bindim ancak maç yüzünden vagonlara reklam koymuşlar bu yüzden etrafı tam anlamıyla izleyemedim anca yinede Paris'i kuş bakışı görmek güzeldi :) ( 12 euro)

* Buradan hızlıca metroya atlayıp Notre Dame 'a geçtim. Güzeldi gidilebilir. Etrafında birçok hediyelik eşya satan yer bulabilirsiniz.

* Merkeze biraz uzak olan Sacre Coeur Bazilikası da sonraki durağım oldu. Buraya bayıldım mutlaka gelmelisiniz. Notre Dame dan 4 nolu metro ile gelip Chateau Rouge durağında inip baya yokuşlar merdivenler çıkarak buraya ulaştım. Manzarası ortamı harikaydı. Gittiğimde bir adam gitar çalıp şarkı söylüyordu baya insan vardı etrafında ve çok eğlenceliydi. Umarım hep orada söylüyordur ve sizde denk gelirsiniz.Sonrasında aslında orada feniküler olduğunu öğrendim ve onu kullanarak ön taraftan aşağıya indim. Benim gelirken  bindiğim durak arka tarafta bırakıyordu.  Fenikülerden indiğimde hediyelik eşya cennetine düştüm sandım :) Hediyelik eşya alışverişinizi buradan yapın. Birçok dükkan var ve bazıları pazarlıkta yapıyor :) Burada ek olarak Nutella+Muzlu krep denedim çok lezzetliydi :) 

* Sonraki durağım Champs Elysees oldu. Fenikülerden indikten sonra caddenin aşağısındaki Anwers metrosuna binip bu meşhur caddeye geldim. Ancak alışveriş yapmak gibi bir niyetim olmadığı için sadece bir metro durağı kadar yürüyüp hızlıca son kez Eyfel'e gittim :) 

* Geldiğim gün yanına gidememiştim. Paristen ayrılmadan önce yanına da gitmek istedim ancak tam bir hayal kırıklığı oldu. Eyfel çok güzel tamam ama etrafı çok karışık. Olsun son kez etrafında turlayıp otobüsüme geri döndüm :)


Notlar 

1. Otobüs , özellikle eurolines, kullanmayın. Tren ve Uçak en iyisi.
2. Plan yaparsanız daha da güzel olur zannımca. Ama plansız da güzeldi.
3. Eğer cesaretiniz varsa tek çıkın. Çünkü bir şehri keşfetmenin tadı ancak öyle çıkıyor. ( Kadınsanız güvenlik tedbirleri alın :) )
4. Paris merkezde otel ve hosteller 100-200 eurodan başlıyor. Gare de lyon da bir sürü ucuz yer var.
5. Mutlaka krep ve makaron yiyin.
6. Fransızlardan çekinmeyin çok yardımseverler.
7. Metroyu sorarken metğu olarak telaffuz ederseniz işiniz kolaylaşır :)
8.  Son olarak Paris sokaklarını plansızca gezin :)


Okuduğunuz için teşekkürler . Sorularınızı yorum olarak atabilirsiniz.
Fotoğraflarıma buradan ulaşabilirsiniz :) ---> https://www.instagram.com/aysenurbagli/













3 Temmuz 2016 Pazar

Brugge ve Gent

     Belçika'nın iki güzide kenti. Asıl Belçika'yı soranlara bu şehirlere gitmelerini tavsiye ediyorum. Brüksel tren istasyonundan aldığınız biletle 1 saate Brugge 'e varabilirsiniz . Ben oradan sonra Brüksel 'e geri dönerken Gent'te inip burayı da görmek istedim ve iyi ki de görmüşüm dedim. İki şehirde de kayıklarla geziyorlar . Şehrin içinden nehir akıyor. Bu Gent'te daha ihtişamlı ancak Brugge'ın mimarisi tek başına yetiyor.
     Bu yazımda ünlü yerlerinden bahsetmeyeceğim bunu zaten google a yazdığınızda birçok sayfadan bulabilirsiniz. Sadece aklımda kalan ve mutlaka yapın dediğim şeyleri yazacağım .
   
     Brugge

     -Burada waffle , çikolata ve patates kızartması yemenizi tavsiye ederim.
    - Her yer kanallarla dolu bir tekne turu da yapabilirsiniz.(8 euro) Venedik'i aratmıyor yani :)
     -Ayrıca yapımı 1240 tarihinde tamamlanmış olan Çan Kulesine tırmanarak tüm şehri ve ileride ki denizi görebilirsiniz.
     -Burada yapılar orta çağdan kalma yani oldukça eski ve en güzel yanı yeni yapılar ile bu şehrin büyüsünü bozmamışlar. Size son bir tavsiye şehrin meydanını gezip dönmek gibi bir hata yapmayın adım adım her yeri gezin :)
     -Atlı arabalara binmeyin gerek yok çokta pahalı ( 50 euro)
     -Alışveriş yapma gibi bir isteğiniz varsa da burada istiklal caddesi benzeri bir cadde var meydana giderken. Bu caddede birçok markayı bulmanız mümkün.
     -Şehrin her yanını gezdiğinizden emin olun.
     -Şehre gelmeden couchsurfing veya interrail gibi sayfa ve uygulamalardan haber edin belki eşlik edecek yeni arkadaşlar bulursunuz. :)
     -Kuğuları daha yakından görebileceğiniz bir park var orada onları besleyebilirsiniz :)
     - Son olarak indiğiniz tren istasyonunda information biriminden şehri tanıtan kartlar ve haritalar almayı unutmayın. Burada müzelerin isimleri yapıların tarihler ve diğer birçok konu hakkında ayrıntılı bilgiler yazmakta. Bilinçli olarak gezmekte fayda var :)
   

    Gent

    Brugge 'dan dönerken ani bir kararla Gent'e de uğradım. Şehri daha iyi anlayabilmek amacıyla tren istasyonundan merkeze yürümek istedim. Hem pişmanım hemde değilim :) Giderken yanlış yola sapmalarım sonucu birçok güzellikle karşılaştım dönerken de sıradanlıklarla . Şehir her ikisinide barındırıyor. Neyse gelelim Gent'e

     -Trenden indikten sonra ister tramvaya binerek ister tramvay yolunu takip ederek yürüyerek (20 dk ) şehrin merkezine gelebilirsiniz.
     -  Tren garından turist rehber kitapçımızı ve haritamızı alıyoruz.
     -Şehrin merkezinde ki tarihi saat kulesi katedrali ve kilisesi sizi büyüleyecektir. Bu üçünü mutlaka görün.
     -Merkezde birçok restoran var, çeşit fazla.
     -Büyük köprünün orada muhtemelen nehir duvarlarına oturan birçok insan göreceksiniz onlara katılın :)   ------------------------->>
     -burada bütün şehri turlamaya hiç gerek yok merkezi iyi görün yeter :) Birde müze vb ne varsa :)





Okuduğunuz için teşekkürler.








Belçikaya Varış

     Bu yazımda kısaca Belçika'ya geldikten sonra neler yaptığımı anlatacağım.

     Öncelikle Pegasus'tan bilet aldım ve Sabiha Gökçenden Charleroi hava alanına geldim. Burası Belçika'nın başka bir ili. Brüksel diye gösteriyordu ancak yanlış yanıltmasın.

     Charleroi hava alanı gerçekten çok küçük ve çalışanları çok yardımsever . Ayrıca daha ilk dakikadan Türkler birbirini buldu :) Sağolsun Gülbin Hanım ile tanıştım ve bana Güney tren İstasyonuna kadar yardımcı oldu.

    Charleroi'den Brükselin Güneyine giden araçlar vardı bizde ona bindik(15 Euro). Son durak Brüksel Güney tren istasyonuydu. Benim kalacağım yer kuzey istasyonun orada olduğu için  kuzeye geçtim.

    Tren ve metro kartını tekte alabilirsiniz bizim kartlar gibi çok kullanımlık olanlardan da alabilirsiniz. Ben ikincisini tercih ettim (toplamda 18 Euro)

    Birazda tren hatlarından bahsetmek istiyorum. Aşağıda gösterdiğim fotoğrafta metro hattı görünüyor. Karışık duruyor olabilir ama yardım isterseniz ederler. 3 tane istasyon göreceksiniz. Güney , merkez ve kuzey. bu tren hattı çevre illere ve diğer ülkelere gidiyor. Ticket yazan makinelerden bilet temin edebilirsiniz.
     Ayrıca 25 yaşından küçükseniz Go pass bileti satın alın . Daha uygun fiyatlı. Kuzey tren istasyonundan Gent 'e ve Brugge 'a gittim. Diğer yazımda bu iki şehirden bahsedeceğim.


24 Haziran 2016 Cuma

Belçika Schengen Vizesi




  Bu yazımı özellikle çok sade ve madde madde yazacağım. Vize başvurusu yaparken bir çok blogtan ve siteden faydalandım. Ekşi sözlüğüne hakkını yiyemem. Neyse öncelikle ben erasmus staj hareketliliği programı kapsamında Belçika 'da staj yapacağım ve bunun için vize başvurusunda bulundum.
    Bana hibe çıkmadı bu yüzden hesabımda belli bir miktar para gösterdim. Ne kadar çok gösterirseniz o kadar iyi olacaktır. Euro bölgesi olduğu için kalacağınız zamana göre de ayarlamalısınız parayı.
    Ben kısa süreli vizeye başvurdum çünkü stajım 3 ay sürecek. Özellikle kısa dönem istedim çünkü uzun dönem daha çok uğraştırıyor.
    Vize başvurusunu konsolosluk direk kabul etmiyor bu yüzden VFS Global adlı şirket üstünden başvuru yapmanızı tavsiye ederim. Bir ay önceden " 0212 373 58 04 " numaralı telefondan şirketi arayıp randevu almalısınız.
    Kısa ve uzun süreli başvurular için gerekli evraklar burada liste halinde var. Ancak duruma göre ek evrak talep edebilirler. Ben bu evrakların yanında ek olarak neler verdiğimi de anlatacağım.
http://www.vfsglobal.com/belgium/turkey/tourist.html - kısa
http://www.vfsglobal.com/belgium/turkey/internship_studentprivate.html - uzun

     Kısa süreli vize aldığım için turist vizesini anlatacağım.

1. Geçerli pasaport. Ayrıntılar verdiğim linkte var . Ek olarak öğrenciler 25 yaşlarına kadar kullanabilecekleri harçsız pasaportları emniyet müdürlüğüne defter bedelini yatırdıkları dekont ve öğrenci belgesi ile giderek alabilirler.

2. Vize başvuru formu. Bu linkten yardım alabilirsiniz. Ayrıca multi seçeneğini işaretlemenizi öneririm.

3. Sonuç Belgesi .Eğer vize vermezlerse sebebini anlattıkları dil.  Fransızcayı işaretledim. Fransızca bilen bir arkadaşım olduğu için.

4. Fotoğraf . Bu linki iyi inceleyin her biyometrik fotoğraf kabul edilmiyor zira.

5. Seyahat planını açıklayan dilekçe kısmına siz yapacağınız stajı yada gideceğiniz eğitim kursunu anlatan bir dilekçe yazıyorsunuz. Belçika Büyükelçiliğine diye başlıyorsunuz dilekçeye tabi İngilizce'sinin yazıyorsunuz. Şurdaki örnek yol gösterebilir dilekçemin kopyası olmadığı için koyamıyorum siteye. Bu arada dilekçe el yazısıyla yazılacak.

6. Bu kısımda şirketten alınan yazı yerine üniversitemin erasmus ofisinden aldığım vize yazısını koydum.

7. Finansal durumu gösteren belgeler. Bu beni yoran kısım oldu . İşlek banka hesaplarımın hesap dökümlerini aldım (vize için olduğundan banka yönetimine imzalatıp  imza sirkülerini de aldım ) ve bu banka hesaplarının hesap kartlarının fotokopilerini çektim.
    Babamın maaş dekontunu koydum yine imza sirkülü bir şekilde ayrıca hesap dökümünü bana sponsor olduğuna dair dilekçesini ve SGK giriş belgesini istediler daha sonradan. Bunları ek olarak istiyorlar.
    Öğrenci Belgesi aslı ve fotokopisini verdim.
Üstte verdiğim linkteki forma uygun gitmek amacıyla 8 ve 9 u geçiyorum bizle ilgisi yok.

10. AXA Sigortadan 50 euroluk sağlık sigortası da bulunan bir seyahat sigortası yaptırdım. Sağlık sigortası önemli vesselam.

11. Konaklama. Birçok siteden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Tavsiyem bakiyesiz sanal kart kullanın. Ben bookingten bir aylık olacak şekilde toplamda 3 aylık yaptırdım . Kabul ettiler. Bu arada daha sonradan kendime bir yurt ayarladım ama vize başvurusunda bu beni idare etti hemde prosedürü daha az.

12. Pegasustan ucuza uçak rezervasyonu yaptırdım. Gidiş dönüşüm tam 3 ay ediyordu.

13.Vize ve şirkete vereceğimiz ücret. Toplamda 324 tl ödedim. Ek olarak 30 tl de kargo ücreti verdim. Vizem çıktıktan sonra pasaport eve geldi . ( Bursa)

14. Ayrıca benden ek olarak karşı taraftan bir davet mektubu da istediler.

Ben tüm bunlara ek olarak Kimlik fotokopimi de koydum. Ayrıca annemden de bir sponsor oluyorum dilekçesi aldılar.

Ayrıca tüm evrakları kendiniz elden teslim etmelisiniz.

Sorularınızı yorum olarak bırakabilirsiniz.

Teşekkürler.








23 Haziran 2016 Perşembe

Stres İle Nasıl Başa Çıkılır

   


    Uzun zamandır birçok arkadaşım bana stres ile nasıl başa çıkabileceğini soruyor. Gerek projeler sayesinde gerekte kendi sosyal kimliğim vasıtasıyla sürekli topluluklara hitap eder haldeyim. Bu da özellikle kişilerin en büyük sorunu olan topluluklara hitap etme sorununu bende yok ediyor. Tabiki bu stres başlığı altına giren küçük bir örnek . Stresin bir çok sebebi olabilir .
     Ancak uzun süreli yeme ve uyku problemi, artan bunalım ve yorgunluk hissi,konsantre olamama, sabırsızlık,öfke,kontrolsüz sinirlenme,dengesiz ilişkiler, konsantrasyon bozukluğu , aşırı yada yetersiz beslenme,yalnızlık duygusu, aşırı alkol ve ilaç tüketimi,sık yaşanan baş,sırt ve kas ağrıları veya sık yaşanan kaza ve yaralanma olaylarından biri yada birçoğu varsa ağır stres altında olduğunuzu söyleyebilirim. Bu belirtiler başka hastalıklarında belirtisi olabilir tabi ki ama stresin sebebiyet verdiği sonuçlardır bunlar.
     Öncelikle stresin tanımını yapalım. Stres , dışarıdan gelen çeşitli uyarılara karşı kişinin vermiş olduğu ruhsal,bedensel ve davranışsal tepkilerdir. Bu uyarılar iyi ve kötü uyarılar olabilir. Strese sadece kötü olaylar sebep olmaz. Stres vücudumuzun sinir ve hormonal sistemini harekete geçirir . Bu uyarılma durumunun uzun sürmesine bağlı olarak ta fiziksel ve ruhsal yorgunluğumuz artar ve hastalığa yakalanma riskimizde artış olur.
     Stresi nasıl azaltabiliriz?
     Stresin en büyük kaynaklarından biride zaman yönetimin kötü planlanmış olmasıdır. Ertelenen işler , geç kalınan toplantılar ve yetiştirilemeyen ödevler size stres olarak geri dönecektir. Öncelikle zamanınızı planlayın. Önceliklerinizi belirleyin. Sizin için önemli olan işlerinizi hallettikten sonra geriye kalanlar sizin için stres unsuru olmayacaktır. Bunun için basit bir yapılacaklar listesi hazırlamayı deneyebilirsiniz.
     Çok klasik bir söz olacak ancak spor yapmak stresin yarattığı olumsuz enerjiyi üstünüzden atmak için kullanacağınız doğal bir ilaçtır. Haftanın belli günleri yada sizin için mümkünse her gün düzenli olarak yapacağınız spor hayatınızı da düzene sokmakta yardımcı olacaktır.
    Psikolojik rahatlama. Karşınızda ki durum ne olursa olsun her şeyin bir zaman sonra geçeceğini unutmayın. Ve olayları asla gözünüz de büyütmeyin. Kendinizi sakinleştirecek mottolar bulabilirsiniz. Herkesin motive olduğu sözler farklıdır bu iş size kalıyor. Pozitif düşünmekte bu işin önemli bir parçası tabi. Eğer durum kontrolünüzden çıkmış vaziyetteyse üzülmenin yada stres olmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini unutmayın. Ancak eğer tüm bunlara rağmen stres ile başa çıkamıyorsanız mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız. Aşırı stres birçok hastalığa sebebiyet vermektedir.
      Bunun yanında sosyal ve toplumsal faaliyetlerde bulunmakta stresi azaltmakta etkili bir yoldur. Ayrıca öz güven eksikliğinide ortadan kaldıracaktır. Yeni hobiler edinip mutlu olduğunuz aktivitelere katılabilirsiniz buda rutin stresli halinizden uzaklaşmanıza yardımcı olur.

     Bunların içinde benim en çok kullandığım yöntem ise pozitif düşünmek. Her zaman hallederim modunda yaklaşıyorum. Hallolur , başka bir yol bulunur. Bu kelimelere inancım tam olduğu için kendi kendime söylediğimde kesinlikle rahatlıyorum ve stres yok oluyor. Tabi ki düzeyince yaşanan streste olumlu birşeydir bunun farkında olmalıyız. Sonuç olarak stres sadece size zarar verir başka kimseye değil. Kendinize iyi bakın.

     Okuduğunuz için teşekkürler.





   

18 Haziran 2016 Cumartesi

Hayatı Camla Renklendir



Hayatı camla renklendir projesinin yeri bende ayrıdır. Bu projeyi gerçekleştirene kadar öncesinde başka projelerde yürüttüm ama bu projenin bakanlık tarafından destekleniyor olması ve ayrıntılarının daha fazlaca oluşu beni proje noktasında daha da geliştirdi. 

Projemiz yerel bir projeydi. Bu projeyi gönderdiğim yıl olan 2013 tarihinde henüz eylem 1.2 projeleri kabul edilmekteydi. Yani yerel gençlik projeleri. Bizde projemizi üniversitemizde ki yabancı uyruklu arkadaşlarımızı da dahil ederek oluşturduk. Projemizin kabul edilmesinin en büyük sebeplerinden biriside faydalı bir şeyler ortaya koyarken bunu birlikte yapıyor oluşumuzdur kanaatimce.
Proje sürecine gelecek olursak ;
Proje 02-03-2014 ile 08-06-2014 tarihleri arasında uygulandı ve çeşitli aşamalardan oluştu; Cam boyama sanatının yaygın öğretim yöntemleri ile öğretilmesi, geri dönüşüme yeni cam eşyaların kazandırılması, çevre bilinci ve doğa sevgisi verilmesi için Yalova Karaca Arboretum Ağaç Müzesi ziyareti, proje sonunda motivasyonu yükseltme adına go-kart sosyal aktivitesi ve proje sonunda yapılan cam eşyaların yerel halka açılan sergi ile sergilenmesi.
Projemizin asıl amacı yabancı arkadaşlarımızın Türkiye'ye uyum sürecinin hızlandırmaktı. 3 ay süren bu projede bunun olumlu sonuçlarını da almış olduk. Projede tanıştığım kişilerle hala arkadaşlığımız devam etmekte. Diğer amaçlardan biriyse çevreyi koruma bilinci oluşturmaktı. Üretimin limitsizce arttığı bu dünyada ihtiyaçtan fazlasının tüketimine yönelinmesi ile çevre kirliliğinin önü alınamaz oldu. Her gün milyonlarca insan bu tüketim çılgınlığının bir parçası olmaya devam etmekte. Ancak karınca misali küçük adımlarla büyük etkiler bırakmayı hedefleyerek yola çıkarsak istediğimiz sonucu elde edeceğimizden eminim.
Biz hedef ve amaçlarımızı Ulusal Ajans a proje halinde gönderdik. ( Proje göndermek içinTURNA sistemine üye olmalısınız)
Projemiz kabul edildikten sonra Ankara da gerçekleşen bir proje uygulama eğitimine davet edildik. Proje yasal temsilcileri katılmak zorundaydı. Ankara da 4 günlük bir eğitim gerçekleşti. Projeyi nasıl yürüteceğimiz, resmi işlemler ve proje öncesi ve sonrasında yapmamız gerekenler. Türkiye'nin birçok ilinden STK temsilcileri gelmişti. Orada tanıştığım kişilerle de irtibatım hala devam etmekte. 
Eğitimi tamamladıktan sonra artık proje tarihini bekledik. Tabi öncesinde üniversitemizde bir ilan açtık ve katılımcıları belirledik. Yaklaşık 25 kişiyle projemizi yürütmeyi hedefliyorduk. Proje süresi boyunca her hafta bir faaliyet gerçekleştirdik. 
Tanışma yemeğiyle başladık projeye daha sonra projeyi anlatan bir sunum yaptık. Ardından cam boyama faaliyetimize başladık. Daha önceki okul dönemimde aldığım eğitimden dolayı cam boyama konusunda ben yol gösterdim. ilk haftadan çok güzel parçalar ortaya çıktı :) 
Daha sonra Yalova'nın anlamlı mekanlarından biri olan Karaca Arboretumuna gittik. Orada birçok bitki çeşidini inceleme fırsatı buldu katılımcılarımız. 
Daha sonra cam boyama faaliyetlerimiz yine devam etti yine iki faaliyet arası bir mola verdik ve grupça go-kart a gittik. Bu tarz aktiviteler hem değişiklik sağladı hemde daha da yakınlaşmamıza vesile oldu. Son etkinlik olarak yine kültür gecesini planladık. Yabancı arkadaşlarımız kendi yörelerine özgü yemekler, oyunlar getirdi bizde Türkiye yi tanıtacak şeyler hazırladık. Gecede halaylar çektik oyunlar oynadık karaoke yaptık. Keyifli bir geceydi. 
Eserlerimizi hazırladıktan ve proje takvimimizi tamamladıktan sonra artık sergi kısmına gelmiştik.Tüm katılımcılarımızın eserlerini yine okulun bahçesinde sergiledik ve projemizi bitirmiş olduk.
Proje sonrası süreçte , projeyi raporladım ve ulusal ajanstan olumlu bir cevap aldıktan sonra proje dosyasını kapatmış oldum :)
Bu yazım size nasıl proje yazacağınızı öğretemez sadece fikir verebilir. Bu projenin aynısının yapılmasından rahatsızlık duymam aksine mutlu olurum ki ismine kadar kullanıp aynısını yapanlar olmuş :) 
Umarım daha güzelleriyle ülkemize bir ışıkta siz yakarsınız. 
Okuduğunuz için teşekkür ederim. 

    
     

 

11 Haziran 2016 Cumartesi

Sev Besle Yaşat

Uluslararası Proje Kulübü olarak önem verdiğimiz projelerimizden birini daha size anlatmak istiyorum.  Özellikle önem veriyoruz çünkü ortada canlıların hayatı söz konusu.
   Öncelikle projeyi kısaca tanıtayım. Proje yürütücülüğünü üstlendiğim Sev besle yaşat projesi Yalova halkına ve ulaşabildiğimiz herkese hayvanların yaşam haklarını anlatmak için oluşturulmuş ve Haykonfed iş birliği ile yürütülmüş bir projedir.
  Proje süresi boyunca seminer,  iyileştirme merkezi ziyareti,  film gösterimi,  yürüyüş ve broşür dağıtımı yapıldı.
   Projeye Haykonfed'i ve projeyi tanıtan bir seminer ile başladık. Haykonfed i temsilen Timur Ugan bey konuğumuz oldu ve Türkiye de yaşanan hayvan hakları ihlallerinden ve alınan önlemlerden verilen mücadelelerden bahsetti.Bunun akabinde Yalova merkezinde ufak bir yürüyüş düzenledik. Tabi ki üniversite bu eylem için valilikten daha önce izin aldı. Biz ellerimizde pankartlar biraz olsun bilinç oluşturabilmek umuduyla yürüdük. Kimisi gereksiz buldu kimisi takdir etti. Pankartlarda ki en önemli yazılardan biri 153 tü bence. Yalova da eğer zor durumda  bir hayvan görürseniz 183 belediye destek hattını arayarak yardım alabilirsiniz. Birçok kez aradım ve destek aldım. Ancak Yalova da bir hayvan hastahanesinin olmayışı acil kaza anlarında hayvanların ölümüyle sonuçlanıyor.
  Sonraki hafta gönüllü arkadaşlarımızla Çiftlikköy Hayvan İyileştirme Merkezine gittik. Gittiğimizde merkezde kimse yoktu. Oysa orada 7 24 birileri olmalı. Maalesef belediye bu noktada biraz cimri davranmış. Neyse daha öncede gittiğimiz için çalışanlarla tanışıyorduk ve numaraları vardı. Telefon ettik ve bir görevli geldi. Hayvanlarla vakit geçirdik.  Özellikle 2 golden vardı ki asla sevgiye doymazlar. :) gönüllü bir arkadaşımızın aldığı mamaları bıraktıktan sonra geri döndük. Bu arada aklınızda bulunsun yardımda bulunmak isterseniz  ilaç alabilirsiniz. Yazımın sonuna merkezin adresini bırakacağım.
  Proje süresi boyunca İİBF binası girişinde hazırlamış olduğumuz panomuz da çalışmalarımızı sergiledik. Duyurularımızı yaptık. Ayrıca Haykonfed'ten temin ettiğimiz broşürleri okulun kantinine ve sınıflara dağıttık.
  Son etkinliğimiz olan film gösterimi ile projemizi sonlandırdık. Gerçek bir olaydan esinlenerek çekilmiş olan Hachiko filmini tercih ettik. Filmin konusu ise kısaca şöyle ;  Bir tren garında sahipsiz olarak bulduğu köpekle büyük bir dostluk kuran adamın ölümünden sonra köpeğin ona olan sadakatinin devam etmesi ve bunun çevrede yaşayan herkesin  dikkatini çekmesi olarak özetleyebilirim. İzlemeyenler için fazlaca ayrıntı vermek istemiyorum. Proje grubumuz olarak filmi izledikten sonra projemizi sonlandırdık ancak biz hala bireysel çabalarımızla hayvanlar için bir şeyler yapıyoruz :)
  Projemiz birçok kişi ve kuruluş tarafından övgü aldı ve destek verdiklerini açıkladılar. Ayrıca yeni çıkacak olan Mahzen dergisinde de projemizin bir yazısı olacak. D&R dan temin edebilirsiniz. Bizi bu noktada sevindiren şey bizim gibi duyarlı insanlarla iletişme geçebilmiş olmak oldu. Umarız başka kişilerde bu tarz projeler yürütür ve bizde onlara destek veririz.
  Sizde hayvanlar için yaptığınız çalışmalardan yorumun altında bahsederseniz faydalı bir ağ kurmuş oluruz.
  Okuduğunuz için teşekkür ederim :)

Proje albümü : Sev besle yaşat albüm
Yalova Çiftlikköy İyileştirme Merkezi : Merkezden çiftlikköy kaymakamlık minibüslerine biniyorsunuz. Kaymakamlıkta indikten sonra yanındaki sokaktan giriyorsunuz . Anadolu lisesinden sağa dönüp çiftlikköy gençlik ve kültür merkezini biraz geçince varmış olursunuz. Toplamda yaklaşık 15 dk yürüdükten sonra merkeze ulaşabilirsiniz. Tabi yolda birilerine sormanızda fayda var.
Haberler : http://www.yalovagazetesi.com/gundem/genclerimize-guveniyoruz-h23632.html
http://www.yalovagazetesi.com/m/?id=23632